Dün akşam çok değişik bir rüya gördüm. Geçtiğimiz günlerde uzun bir uykuya uğurladığım eleştirmen-çevirmen-yazar + emekli pilot komşum Mehmet H. Doğan’ı rüyama konuk ettim. Benzetilmekten rahatsızlık duymadığım tek kişi kendisiydi. Çok yakın bir ilişkimiz olmasa da uzaktan severdik birbirimizi…
Bir Tanecik, Canım Aşkımın tavsiyesiyle oynamaya başladığım, O’nun bağımlılık derecesinde oynadığı ve çok sevdiği oyunu, ülkemizdeki oyun severlere tanıtmak, oyun içerisindeki görevlerin anlatımı işini üstlenecek olan bir site tasarlamaya karar verdim. Bunu rainn hanımın bilgileri ve de tecrübesi ile de bütünleştirdiğimizde çok tatlı bir şey ortaya çıkacak eminim. Saygılar Efendim…

Bu cici mantarları çok seveceksiniz…
Saat. Hayatın akışı mıdır nedir, sürekli tik tak tik tak yorulmaz mı hiç güneşin üzerine karanlığı çekerken?.. Read the rest of this entry »
Merkezi İzmir olacak bir şirkete dönüşüyoruz.
Finale gitme şansından son anda kalemize sızan bir gol sayesinde mahrum kaldık! Peki hakettik mi? Elbette hayır. Alman takımı zaten çok fakir bir oyun sergiledi. Ancak hakemlerin yanlı tutumu ve biraz da Almanların şansı (eşek şansı) onlara yardımcı oldu. Maç biter bitmez ben (rainn) ve bir arkadaşım (deniz) maçta olan biteni son derece açık bir şekilde tartıştık. Bakınız
25 Haziran 2008 …
Bu hikaye rüya gibi bir teklifle başladı; “benim olur musun?”. Kız biraz durdu ve cevap verdi; “olurum” diye. Aradan biraz zaman geçti ve bu sefer de kız, çocuğa yazdığı mektupta bir soru sordu. “Uçurtma’m olur musun?”…
Çocuğun cevabı ise olumluydu ve kızdan uçurtmasının ipini sıkı sıkı tutmasını istedi. Kız beş yıla yakın bir süre, bir an olsun bırakmadı uçurtmasını. Kasırgalar da kopsa, kız o ipe aşkla sarıldı ve uçurtma da dimdik durdu mavi gökte…
Kız ile uçurtmanın aşkına deniz, gök yüzü, önlerinden her sabah geçen vapur ve martılar şahit oldu. Onlar birbirlerine aittiler ve kimsenin gücü yetemedi onları ayırmaya.
Şimdi, uçurtma ile kız, amansız ve deli rüzgarlarla savaşmalarına rağmen, hala orada tüm güçleriyle ayaktalar. Uçurtma kızı, kız uçurtmayı koruyor. Onlar geçmişte hiç yıkılmadılar. O yüzden birlikte adım attıkları gelecek çok sağlam. Kimsenin göğüs geremeyeceği zorluklara el ele göğüs gerdiler. Aşklarını büyüttüler. Şimdi her gün biraz daha seviyorlar birbirlerini. El ele hep birlikte gülümseyecekler hayata şimdi olduğu gibi. Bizim gibi.
Herkes haddini bilmeli. Herkes sahip olabilecekleriyle yetinmeli. Hakettiği kadar yaşamalı, hakattiği kadar oksijen tüketmeli.
Peki ya ben? Benim gibi her şeye sahipken hatalarıyla kendini her şeyden yoksun bırakanlar? Onlara ne olmalı? … Ne olmalı?
… Hayatımız sınav. Sınav ki ne sınav. Ben en zoruna tabi tutulmuşum herhalde. Maddi güçlüklerle boğuşurken sevdiğimi kaybediyorum.
Aşkım bakalım beğenecek misin? Bu gün oturdum photoshopla çok basit bir şeyler yaptım ama az ve öz denir ya bu da o hesaptan basit ve güzel oldu.
Recent Comments