Nis 27

Bu gün google’a girip yukarıdaki manzarayla karşılaşanlar “nerede o bilindik renkli google yazısı, acaba başına kötü bir şey mi geldi” diye sakın ola şaşırmasın. Zira google bu gün elektro mıknatıslı telgrafı icat edip mors alfabesini bulan Samuel F. B. MORSE‘nin 318. doğum gününü kutluyor! Google’ın şekilden şekle giren logo tasarımlarına bayılıyorum. Seviyorum seni google ama yine de fuck google, ask me!
Nis 25

Sıkıldım.
Acaba başımı alıp uzaklara, çok uzaklara gitme ihtimalim var mı?
Sanmıyorum…
Read the rest of this entry »
Nis 25
Nasıl bir memleketteyiz? Ne tür karışıklıklar içindeyiz ben anlayamaz oldum ama benim karışıklıklarım bana yetiyor lütfen memleketi de üzerime üzerime yıkmayın … 
Read the rest of this entry »
Nis 23

23 Nisan Ata’mızın tüm çocuklara armağan ettiği ve Dünya’da ilk ve tek “çocuk bayramı” olma özelliğini taşıyan ve birçok ülkeden çocukların Türkiye’ye gelmesiyle kutlanan aynı zamanda TBMM’nin açılış tarihi (23 Nisan 1920) olan gündür.
Kutlu olsun olmasına ama, bu sene diğer senelere oranla bu güne verilen önemin azlığı gözümden kaçmış değil… Nedenini yazmam gerekmiyor, hepimiz biliyoruz. Google bile bu gün için bizlere böyle bir jest yaparken, hükümetin TRT’den 23 Nisan’a dair programları kaldırması acaba hangi gerekçeyle tanımlanabilir? Düşünmek lazım. “Farkında mısınız” bilmem ama basit gibi görünen bu sansürlerin üstüne gitmezsek, elimizdeki herşeyi böylece yitip gidecek. Seneye daha aydınlık bir 23 Nisan’a sahip olma dilekleri içerisinde “gecenin en karanlık zamanı gündüze en yakın olan anıdır” diyerek herkesin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum.
Nis 22
Neden (yerli/yabancı) filmlerin %90ında esas kızla esas oğlan seviştikten sonraki sabah çocuk kahvaltıyı sürpriz babında hazırlar ve kız, çocuğun gömleğini giyip altında küloduyla kahvaltıya iner? Üstelik gömleğin düğmeleri de yanlış iliklenmiştir. Bu sahnelerdeki kasıt nedir bir türlü çözemedim? Neden senaristler erkeğin gömleğini giyen kadın modelinden uzaklaşamıyor? Çok mu seksi? Neden izleyicinin kafasına “hmm demek ki seviştikten sonra gömlek giymek lazım..” ve “sabah kahvaltıya gömlekle inen kadın önceki gece sevişmiştir.” vb. cümleler sokulur? Nedir bu senaristlerin sadistliği? Ay imdat!!
Sırf bu yüzden, ilerde bir senaryo yazacağım; esas kız ve esas oğlan sevişecek ve sonrasında öğlene kadar uyuyacaklar, çocuk kahvaltı hazırlamak yerine öğle yemeğini de geçiştirmek adına sürpriz olarak pizza siparişi verecek ve kız da pizza yemeye “kendine ait” pembe ayıcıklı pijamalarını giyerek gelecek ve kızı canlandıran oyuncu da alttan soğuk almayıp üşütmeyerek bana duacı olacak.
Sinemada bu sahnemle devrim yaratacağım, beni bekleyin!!
Nis 19
Dostum bana İzmir’i anlat
Hüznüme biraz imbat kat
Eski günlere geri dönelim
Kederlerimi denizlere at
Read the rest of this entry »
Nis 17

Küçüken dedemin yumruğuyla kırıp önüme sunduğu gibi lezzetli olmasa da soğan yedim bu akşam. Bıçakla bölünmüştü bu kez. Şimdi soğan kokuyorum. Gelip yüzünüze “hoh” yapmak istiyorum.
Aşkım seni de soğanlı soğanlı dudaklarından öpmek istiyorum. Bunu yapacağım, haberin olsun canım… Yoksa sen sarmısak mı tercih edersin soğan yerine? Niahaha.
Nis 13
Dudaklarımın arasında sözcüklerden bir bulut. Karanlık çok karanlık bulutlar. Yağmaya hazır sağnak halinde. Nereden başlayacağımı bilmiyorum. İtilip kakılmak mı asıl sorun? Hasret mi? Yollar mı? Para mı? Timsah gibi yaklaşan ölümler mi? … Nereden başlamalı …
Read the rest of this entry »
Nis 12
Sometimes öhöm öhöm.. Pardon yanlış başladım cümleme. Şu yabancı dil mevzusu… Bütün gün okulda sanki ABD’de yaşıyormuşçasına konuşmak mecburiyetinde olduğum için zaman zaman ingilizce rüyalar gördüğüm bile oluyor. Bu yetmezmiş gibi geçen gece rüyamda fransızca ingilizce karışık bir şeyler geveliyordum. Yeni bir dil yaratmıştım kendimce! “franglaise” Bu noktada “je speak franglaise” demek istiyorum
Çıldırıyor muyum ne?
Read the rest of this entry »
Recent Comments